10 Şubat 2011 Perşembe

Farklı yönlere gitmeye karar verdi kadın ve adam, ama atladıkları birşey vardı dünya yuvarlaktı, ve işte karşılaştılar yine. Kadın kalakaldı adamın karşısında; adam sarıldı kadına sımsıkı. Nasıl olduğunu sordu, bu anlamsız konuşmayı uzatmak için birkaç saçma şey anlattı kendi hayatı hakkında, dünya hakkında, hayat hakkında. Adamın yüzü küçülmüştü,üşümüştü, kadın üzüldü, söylemedi, bilmesine gerek yok diye düşündü üzüldüğünü. Adam kadına sarıldı defalarca, kadın kararlıydı yaralarını sarmıştı güya, kayıtsız kaldı; kadın kayıtsız kaldı adam sarıldı, kadın adamın gözlerine baktı bu buz kütlesinde bir kıvılcım bulabilmek umuduyla, adamın gözlerinin ta içine. Adamın içinde küçücük minicik bir kıvılcım vardı, kadının kıvılcımı. Adam ne kadar soğursa soğusun tek kıvılcımdı o içinde kalacak olan. Kadın o an anladı, kadının kıvılcımıydı o, bir tek onun, başka kimseyle paylaşmadığı sıcaklığıydı o miniminnacık kıvılcım. Adamla kadın sarıldı birbirine, zaman geçti, insanlar geçti, şarkılar geçti, bulutlar geçti üstlerinden, balık sürüleri geçti, martılar geçti; kadın biliyordu bir tek mevsimler yerinde sayacaktı, kadın için hep kış kalacaktı lanet olası mevsimler, kadın hep üşüyecekti. Kadın kendini buna alıştırmıştı çoktan, adam onu ısıtmayacaktı hiç bir zaman; yinede gücü kalmamışken, yorgunken o kıvılcımı büyütmek istercesine, içine çekti adamın kokusunu, o kıvılcımı körüklemek istercesine. Adam ürperdi, yapamayacakları geldi aklına, üzüldü, sarıldı kadına. Adamla kadın defalarca sarıldılar birbirlerine, kadın bir türlü kararlı olamadı adamla farklı yönlere değil aynı yöne eşit hızla giderek aradaki mesafeyi hep sabit tutma konusunda, böylece hiç karşılaşmazlardı, kadın o kadar cesur değildi, yürüdü gitti sadece ve hepsi bu.